Bu Akşam Ruhum Anavatanımda Gezdi

Hepimizin içinde bir çocuk var. Ara sıra onu da ziyaret edelim, kucaklayıp öpelim, konuşalım, sohbet edelim, istiyorsa oynayalım. Anavatan özlemi bir başkadır; ondan kendimizi yoksun bırakmayalım.

Adana’dan bir arkadaşım mektup yazmış. Mektup, “Canım Hocam, dün akşam eski mahalleme, halama gitmiştim. Oradan geçerken o kadar yoğun duygular yaşadım ki! Geldim bir solukta yazdım. Ve sizinle paylaşmak istedim. Bilmem belki de benim çocukluğumu, anavatanımı bilmenizi istedim.” diye başlıyor.

Sibel Güler’in yazdığı mektup içten ve doğal. İnsanın özünde kim olduğunu hatırlatıyor. Sizlerle paylaşmak için izin aldım.

**

Bu akşam benim ruhum anavatanımda gezdi. Eski mahallemin soba dumanından sisli, delik deşik dar sokaklarında, sokak lambalarının soğuk puslu ışığının altından geçerken anavatanımdan geçti ruhum.

Bir yaşlı kadın gördüm omzunda krem yün atkısıyla; o nenemdi. Soğuk kış akşamında biz karanlıktan korkmayalım diye yola çıkıp bekleyen, seksen beş yaşında titreyen nenem.

Bakkala koştur koştur giden bir anne gördüm. Sabah gün ışımadan üşüye üşüye bakkala ekmek almaya, elinde borç defteri ile giden, annem.

Sonra bir baba gördüm yolda eline bir poşet, içinde kişi sayısına göre alınmış muz. Babamdı o da; çocukların gözündeki mutluluğa koşan.

Işığı yanan evlerde yere kurulan sofraları gördüm; keyifli cıvıltıları anlatılan, günleri dinleyen sohbetler.

Yediğimiz bulgur pilavı ve salatanın tadını duydum damağımda.

Pencerelerden içerdeki hayatları hayal ederken gece yatağımız, gündüz oturma takımımız olan somyaların altındaki selelerdeki iki kazak, bir pijama, iki çorabı nasıl itinayla, her akşam düzlediğimizi gördüm.

Kafamı önüme eğip üzerimdeki kazağıma baktım. Sonra mutluğumu, güvenimi, ailemin sıcaklığını gördüm.

Bugünkü Sibel’in nereden geldiğini, şimdi nasıl böyle yere bastığını, ses çıkardığını ve nerede olduğunu gördüm.

Anavatanına dön dedi içimdeki bir ses -ki son zamanlarda bu sesi çok duyuyorum- arabamla o dar sokaklara girdim. Geçtim gittttiiiiim…. Anavatanımdan.

Büyükler bayramlarda ziyaret edilmeyi bekler, gidip ellerini öperiz, hayır dualarını alırız; içimize bir huzur gelir.

Hepimizin içinde bir çocuk var. Ara sıra onu da ziyaret edelim, kucaklayıp öpelim, konuşalım, sohbet edelim, istiyorsa oynayalım. Anavatan özlemi bir başkadır; ondan kendimizi yoksun bırakmayalım.

Sevgili Sibel, içimizdeki anavatanı hatırlattığın için teşekkürler.

Doğan Cüceloğlu (05.12.2012)

Yorumlarınızı Paylaşın

GÖNDER

0 Yorum

  1. Henüz yorum yapılmamış.

İlgili kitaplar

Güncel Video

Çaresizlikten nasıl kurtuluruz?

‘İyimser’ ve ‘kötümser’ olmak arasındaki fark nedir? Çaresiz mi doğuyoruz? Neden depresyona giriyoruz?